Ilıktır Yare Karşı Yüreğim
Uzaktır benden sevdiğimin rüzgârla salınan hayalleri ve yalnızdır yüreğim suskun bir köylünün umudu kadar. Kırgın bir bakışı aşk kırıntısı sanıp da dağlanmıştır yüreğim çünkü. Ilıktır da sevdiğime karşı yüreğim. İniltili şarkılar eşliğinde ay ışığı çöküverir buruşuk hayallerimi biriktirdiğim göz kapaklarımın altına. Birikir ay ışığı, gözyaşlarımla sarmaş dolaş olur denizin yansıması. Sonra çekip giderim rüyanın en anlamlı yerinde, ılıktır çünkü yâre karşı yüreğim.
Bu, tuz ve keder kokan vadinin gizemli sözlerine bağlanırım. Koyuveririm kendimi aşkın ter ve keder kokan koltuk altlarına. Yârim aldırmaz içten içe mahvoluşuma. Ruhumun yarıklarından boşandıkça yaşamak umudu ben büzülür çekilirim yârimin gül kokan yanaklarına. Yârin hiddeti yerleşir sonra bir çocuk ölüsü kadar sessiz yüreğime. Tarumar olur sonra her şey, her şey aslına döner, çekip giderim ruhumu doğurmuş olan sessiz ve terkedilmiş karanlıklara. Yârim aldırmaz çünkü çığlıklarıma. Hayır, lanetlemem ılıktır çünkü yâre karşı yüreğim.
Çoğalır bir anda sesler, tarihin karanlık çağlarından bir köle ölüsü hayret eder seni böyle delice sevişime. Saçlarım rüzgâra karışır, yârin anlam kadar kuru yüreğine aldırmam bırakıveririm kendimi ılık bir yağmur boşanır gözlerimden. Ufka yerleşmiş iki güneş darmadağın eder tüm tahayyüllerimi. Kamaşır gözlerim çocuksu bir inat bırakmaz beni susuvereyim. Silinir zihnimde senden başka ne varsa ben silinirim benliğimde bir senin ismine yaslanarak. Ve her bir damla çoğalır yalnız bakirelerin yüreğinden kayarak, çoğalırım aşkın ufkunda. Çoğaldıkça uzanırım böylece aşkın en kuru ve çorak vadisinde. Çirkin sesli ve yüreği küf kokan prenseslerin saçlarından tutunup en uzak dağın ardını yoklarım, yârim uykuya dalmıştır şimdi geceye sitem eder ve susarım sonra. Oysa ben üç bin asırdır uyumamaktayım aldırmaz yârim buna da. Geceyle sarmaş dolaş olmuş bakışlarım okşar yârin umarsız ve kuruca yüreğini. O hala uyurken sessizlik usulca kavrar ter ve keder kokan yüreğimi.
Hayli zaman geçti oysa ben yorulmaktan eskimiş umudumu da alıp düşüvermişim senin ardına. İnce ve sıska kahramanları yoldaş tutmuşum kendime. Suskun bir bakire şaşkınca seni lanetler sır vermem tarihin çenesi pekte düşük zabitlerine. Unutmalıyım kendime dair ne varsa ılıkça boşalır yüreğimden yâre dair her şey. Ve vatanı işgal edilmiş dul kadınların ağıtlarına tutunup geçerim hayatın puslu ve pürtüklü sabahından. Öğlen güneşinde ruhumun ıslanmış yanlarını kurutamadan gece oluverir. Çünkü aşkın lanetidir üzerime öbek öbek boşalan nemli karanlık. Mavi nehirlerin suyunda ararım senin gölgeni, masalların yalancıktan şarkıları dağılıverir tane tane, birbirinde yok olmuş su damlaları üzerine. Yârim dönüp de bakmaz hayatın yalancıktan yaşayan çocuğu olan bu yüreğime. Ve dağılır sonra şiirlerin birbiriyle kaynaşmış dizelerinde aşık olmuş yanlarım. Yok, oluş uçurumuna dayanmıştır sevdalarım, bir titrek bacaklı karınca kemirmeye başlar seni sevmekten ölmüş yanlarımı.
Sende çekip gidersin bakakalırım öylece ılıktır şiirlerim yansımaz gerçeğin buhurlu aynasına. Ben koşmaktan yorulmuşumdur sen gidersin kızmam sana lanetlemem seni; çünkü ılıktır yâre karşı yüreğim. Çekilirim yeniden kendimden uzak varlığıma çünkü kırıktır yâre karşı yüreğim. Anlamaz beni çünkü yârin kuru ve buruşuk yüreği.
Sevgiliye YazılarKategori Sevgiliye Yazılar |