Şikâyetçiyim Senden Giderken Al Götür Yüreğini
Denize baktım uzun uzun. Hiç bu kadar parlak, hiç bu kadar hayata doğru gülümserken görmemiştim onu. Sanki bunca zaman bana hep bir perdenin kenarından bakarmış, kendini yarı çıplaklığıyla gösterirmiş. Bir de, meğer İstanbul ne kadar güzel kokarmış!
Gözlerimi alamadım tüm güzelliğinin üstünden. Baktım uzunca rengine ve kokladım kokunu… Ta içime işledim. Bugün geceyi yarıladığım halde, hale o gündüzdeki tam çıplaklığıyla olan bakışını hatırlarım. Ne de güzeldin!
Sigaramı yaktım ve içime çektim seni. Sen kaçtın, ben çektim. Böyle bir garip kovalamaca yaşadık sigaranın içinde ve seni garip bir dumanın içinde kaybettim. Şimdilerde geceleri yatağımdan kalkarım ve adını anarım. Yüreğim titrer, onu avutmak için polyannacılık oynarım. Sonra bazı geceler gökyüzüne bakarım uzun uzun ve ne zaman aya baksam seninle o uzun hiç bitmeyen yolları hatırlarım. O zamanlar hiç bitmezdi, usanmazdın benimle konuşmaktan, sana büyük bir zevk verirdi. Beni tanımaya çalışman, tanımak. Senin yaşamına ve tarzına göre farklı olan bir kadını tanımaya çalışmak. Kalmadı içimde beyaz papatyalar artık. Hepsine tek tek bastın. Acımadan. Şimdi sözlerinde ne teselli var neden yanımda olmak.
Yaşadıklarımız sadece yüreğimde. Hatırlıyor musun? Bir gece çok şiddetli yağan bir yağmurdan sonra yolda yürüyorduk, sonra sen birden tam üzerinden geçtiğimiz ağacın dalından bana bir çiçek vermek için kendine doğru hızla çekmek istemiştin. Hatırladın mı yüz ifademizi? Birden o büyük dalların üzerine birikmiş olan subaşımdan aşağı dökülmüştü. Nasıl bakmıştım sana masumca. Ne olduğunu bile anlamamıştım, gülmüştük birbirimize bakarak. İşte anıları hatırlayınca hep böyle oluyor. Tatlı bir tebessüm, sonrada keşke dercesine içini çekmek.
Şimdi yaralarım kanıyor dermansızca. Hayalini kurduğumda, ellerin soğuk ve sen yoksun yanımda. Çaresiz acı… Çaresizlik işte…
Bana günahımı söyle ve git. Sadece bilmek istiyorum nerede yanlış yaptığımı ve şikâyetçiyim senden, giderken al götür yüreğini… Ya gel ya da git. Beni yorma artık yarı bakışlarınla. Gel gitlerinle daha fazla. Al götür yüreğini bedenimden…
Beni kokla ve geri bırak. İçine çekip kurutma içimde kalanlarla daha fazla. Seni seviyorum, acıda çekiyorum. Neden diye sorduğumda hep cevapsız kalıyor sorularım. Sevilen kadına bu kadar acı yüklenebilir mi? Bu kadar acıyı hak eder mi?
Bir yaprak gibi değişti yüzlerimiz. Acılarımızla daha fazla dayanamadık. Her gün yavaş yavaş aldık yüzümüze bir fazla çizgiyi, hissettiğimiz acılarla…
Şikâyetçiyim gönlünden. Hem de çok… Bir zamanlar yüreğinle okşadığın beni, şimdi çok üzüyorsun. Yüreğimi kanattın… Git bu şehirden ve bir daha gelme…
Dönüp bakma arkana ve beni eskisi gibi hatırla… Kırılmamış halimle çünkü bende seni beni kırmamış halinle hatırlayacağım. Bir de al eline yüreğimi, öp ve geri bırak onu nerede bulduysan…
Kategori Sevgiliye Yazılar |